İçeriğe geç

Poyrazı kim öldürdü ?

Poyrazı Kim Öldürdü?

Bir Yaz Akşamı, Bir Bıçak Kadar Keskin

Hayatımda o kadar fazla soru var ki. Herkesin dertleri, endişeleri, korkuları var, değil mi? Ama son zamanlarda bir soru kafamı kurcalıyor: Poyrazı kim öldürdü? Ve bu soru öylesine basit bir soru değil. İçinde öylesine ağır bir anlam var ki… Ama en çok da içimde bir boşluk bırakıyor.

Bunu yazmaya başladığımda 25 yaşımdaydım. Kayseri’de yaşıyorum ve burada her şey fazlasıyla sıradan gibi görünse de, sıradanlık içinde kaybolduğumuzun farkında bile olmuyoruz. Poyraz, hayatımda çok önemli bir yer tutan, çok değerli bir arkadaşım. Ama bir sabah, güneş yeni doğmuşken, bir haber aldım: Poyraz ölmüş. Kimse ne olduğunu, nasıl olduğunu bilmiyor. O sırada, “Poyrazı kim öldürdü?” diye sormak istedim. Ama dedim ya, bu sadece bir soru değil. Poyraz’a olan sevgim, o anki hislerim, şaşkınlığım, korkum, ne yazık ki çözülmeyen bir bilmeceye dönüştü.

Umutsuzluğun Karanlık Gecesi

Bunu yazarken geceyi düşünüyorum. Gece, her zaman bir başka his bırakır insanda. Bir şeyin bitişini, bir şeyin başlangıcını… Geceyle gelen karanlık, her zaman derin bir sessizlikle eşlik eder. O an, evin içinde yalnız kalmıştım, telefonumu sıkıca tutarak. Bir yandan “Bu olamaz, Poyraz öyle bir insan değildi” diyordum, ama diğer taraftan, gerçekle yüzleşmek zorundaydım.

Çünkü herkes bir şekilde ölecek. Bunu hepimiz biliyoruz, değil mi? Ama bu ölümler bazen çok erken, çok hızlı ve acımasız oluyor. Bunu kabul etmek, bir insana alıştığınız kadar derinden bir kayıp yaşamak zor. Poyraz’ın da öyle bir kayıp olduğunu düşündüm. Bir arkadaş, bir dost, bir insan; o kadar sade, o kadar içten, o kadar güvenilir… Ama o kayboldu. Bir sabah, bir akşam gibi bir anda.

O Gözlerdeki Korku

O gün, Poyraz’ı son gördüğümde çok garip bir şey vardı. Gözlerinde, sanki bir şeylerin ters gittiğini görebiliyordum. Ama yine de ona sormadım. Sadece her şeyin yolunda olduğunu düşündüm, onunla geçirdiğimiz vakit boyunca hiçbir şeyi yanlış anlamadığımı düşündüm. Ama o an, bir şeyleri daha derinlemesine hissetmeye başlamıştım.

Onunla birkaç hafta önce oturduğumuz o kafeyi hatırlıyorum. Poyraz, hepimizin yaşadığı dünyadan biraz daha farklıydı. O yüzden hep farklı bir dünyada yaşıyormuş gibi gelirdi. Bugün öldü, dediklerinde, gözlerim doldu. Acaba, başına gerçekten bir şey mi gelmişti? Kim bilir, belki de birileri ona çok kötü bir şey yaptı. Ama kim yaptı? Kim öldürdü Poyraz’ı?

Bir Soru, Bir Cevap

Her şey karıştı. Ne bir açıklama, ne bir cevap vardı. Poyraz’ı tanıyanlar hep farklı hikayeler anlattılar. Ama hiçbirinin doğruluğundan emin olamadım. Bir bakıma, onun ölümüne dair bir açıklama ararken, kaybolan parçaları bulmaya çalışıyordum. Ya da belki de kaybolan birini ararken, doğru cevabı bulmaya çalışıyordum.

İçimdeki boşluğu, herkes gibi mantıkla doldurmak istedim. Kim öldürür ki Poyraz gibi saf birini? Ama sonra kendi sorumu sordum: Kimse saf kalamaz. O kadar basit değil hayat. Poyraz’ın ölümü, birisiyle uğraşmak, birine zarar vermekle ilgili değildi belki de. Ya da belki de tam olarak ne olduğunu bilmek, aslında bu kadar önemli değildi. Gerçek şu ki, her kayıp bir başka soruya açılır. Kaybolan sadece bir insan değil, bir anlamdır.

Cevap Arayışı

Bazen, kayıplar bizi değiştiren şeylerdir. Bunu anlayabiliyorum. Ama hala içimde bir şey var: Poyrazı kim öldürdü? Gerçekten cevabı almak ister miyim? Peki ya bulursam? Sonuçta, soru ve cevaplar birbirini takip ederken, kalbin bir kenarında ne olduğunu anlayabilmek de zor. Çünkü bu soru, sadece Poyraz’ı değil, kendi içimi de sorgulatan bir soru oldu.

Zamanla öğrendim ki, bazı cevaplar hiçbir zaman netleşmez. Bazen sormak, anlamaktan daha önemli olabilir. Belki de hayatı her yönüyle kabul etmek gerekiyor: kayıpları, pişmanlıkları, mutlulukları ve tüm belirsizlikleri. Poyraz’ı kim öldürdü sorusunun bir cevabı olmayacak belki. Ama bu kayıptan aldığım dersler, her şeyin ötesinde.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betexper güncel giriş