“Kur’an-ı Kerim’de insanın yaratılış amacı nedir” konusu son dönemde oldukça merak ediliyor. Biz de sizler için detaylı bir içerik hazırladık.
Kayseri’nin Sessiz Bir Akşamında Kendime Sorduğum Büyük Soru: Ben Neden Varım?
Kayseri’de kış akşamlarını hep başka türlü hissetmişimdir. Hava erken kararır, sokak lambalarının altında ince bir soğuk dolaşır, evlerin pencerelerinden yayılan sıcak ışık insanın içine garip bir huzur bırakır. 25 yaşındayım ve uzun zamandır günlük tutuyorum. Bazen birkaç cümle yazıyorum, bazen de saatlerce içimden geçenleri kâğıda döküyorum. Çünkü bazı duygular içimde kaldığında ağırlaşıyor.
Geçen yılın soğuk bir akşamında, odamda otururken hayatımın en derin sorularından biriyle baş başa kaldım: “Ben neden yaratıldım?”
O gün kendimi biraz yorgun, biraz kırgın hissediyordum. Dışarıdan bakıldığında her şey yolunda gibiydi. Ailem yanımdaydı, sağlığım yerindeydi, hayallerim vardı. Ama içimde tarif edemediğim bir boşluk taşıyordum. Sanki günler birbirinin aynısı oluyor, koşuşturuyor ama nereye yetişmeye çalıştığımı bilmiyordum.
Günlüğümün sayfasına şu cümleyi yazdığımı hâlâ hatırlıyorum:
“İnsan sadece çalışmak, kazanmak, tüketmek ve bir gün unutulmak için mi yaratıldı?”
Bu soruyu yazarken gözlerim dolmuştu. Çünkü aslında cevabı ararken kendi içimde kaybolmuş gibiydim.
Bir Ayetin Kalbimde Uyandırdığı Duygu
O gece kitaplığımda duran Kur’an-ı Kerim’i elime aldım. Bunu yaparken içimde hem bir merak hem de büyük bir umut vardı. Çünkü uzun zamandır hayatın anlamını dışarıda aramıştım. Başarıda, insanların düşüncelerinde, gelecekle ilgili planlarda cevap bulmaya çalışmıştım.
Ama belki de bakmam gereken yer çok daha yakınımdaydı.
Kur’an-ı Kerim’de insanın yaratılış amacı anlatılırken, insanın başıboş bırakılmadığı vurgulanır. Allah, insanı bir amaç ve sorumlulukla yaratmıştır. İnsanın yaratılışındaki en temel amaçlardan biri Allah’a kulluk etmek, O’nu tanımak ve hayatını O’nun rızasına uygun şekilde yaşamaktır.
Bu düşünceyi okuduğumda içimde farklı bir his oluştu. Sanki uzun zamandır karanlık bir odada kapı arıyordum ve sonunda küçük de olsa bir ışık görmüştüm.
Kulluk kelimesi eskiden zihnimde sadece bazı görevlerden ibaret gibi duruyordu. Fakat o gece farklı düşündüm. Kulluk; sadece belirli zamanlarda yapılan ibadetlerden değil, insanın bütün hayatını anlamlı hâle getiren bir yönelişti.
Birine iyilik yapmak, anne babanın gönlünü almak, dürüst olmak, kimse görmediğinde bile doğru davranmaya çalışmak… Bunların hepsi insanın yaratılış amacını gerçekleştirme yolunda attığı adımlardı.
Bunu fark ettiğim anda içimde büyük bir rahatlama hissettim.
Günlüğümde Değişen Bir Sayfa
Ertesi sabah günlüğümü açtığımda önceki gece yazdığım sorunun altına yeni bir cümle ekledim:
“Belki de mesele, dünyada ne kadar iz bıraktığım değil; bana verilen bu hayatı ne kadar güzel taşıdığımdır.”
Bu cümleyi yazarken gerçekten umutlandım.
Çünkü daha önce kendimi sürekli başkalarıyla kıyaslıyordum. Bir arkadaşımın başarısı, bir başkasının sahip olduğu imkânlar, insanların sosyal hayattaki mutluluk görüntüleri beni etkiliyordu. Bazen içten içe hayal kırıklığı yaşıyordum. “Ben neden daha ileride değilim?” diye kendime kızıyordum.
Fakat insanın yaratılış amacını düşündükçe bakış açım değişmeye başladı.
İnsan sadece dünya hayatındaki sonuçlarla ölçülen bir varlık değildi. Asıl mesele, kalbin nasıl olduğu, hangi niyetle yaşandığı ve Allah ile kurulan bağdı.
Bu düşünce bana büyük bir huzur verdi.
Kayseri Sokaklarında Kendimi Yeniden Bulmak
Birkaç gün sonra sabah erken saatlerde yürüyüş yapmak için dışarı çıktım. Kayseri’nin serin havasını içime çekerken etrafı izliyordum. İnsanların işe yetişmek için hızlı adımlarla yürüdüğünü, dükkânların açıldığını, çocukların okula gitmek için hazırlandığını gördüm.
O an herkesin içinde ayrı bir hikâye olduğunu düşündüm.
Bir insan belki büyük bir servete sahip değildi ama bir tebessümle başka birinin gününü güzelleştirebilirdi. Bir anne belki evindeki küçük bir emekle büyük bir sevap kazanabilirdi. Bir genç, kimsenin bilmediği bir iyilikle hayatının yönünü değiştirebilirdi.
İşte o zaman Kur’an-ı Kerim’de insanın yaratılış amacı nedir sorusunun sadece teorik bir soru olmadığını daha iyi anladım.
Bu soru, insanın her gün kendine sorması gereken bir soruydu.
“Bugün beni yaratan Rabbime karşı nasıl bir insan oldum?”
Bu soruyu kendime sorduğumda hem eksiklerimi gördüm hem de umutlandım.
Çünkü insan kusursuz değildi. Hata yapıyordu, bazen unutuyordu, bazen yanlış kararlar veriyordu. Ben de birçok hata yapmıştım. Bazı insanları kırmış, bazı fırsatları değerlendirememiş, bazen de gereksiz şeylere üzülmüştüm.
Ama Allah’ın rahmetinin geniş olduğunu bilmek bana yeniden başlama cesareti verdi.
Bir Akşam Babamla Yaptığım Konuşma
Aradan birkaç hafta geçmişti. Bir akşam babamla otururken ona uzun zamandır düşündüğüm şeylerden bahsettim.
“Baba,” dedim, “sence insan neden yaratıldı?”
Babam bir süre sessiz kaldı. Sonra sakin bir şekilde cevap verdi:
“İnsan kendisini tanımak için, Rabbini tanımak için ve bu dünyada güzel bir iz bırakmak için yaratıldı.”
Bu cümle beni çok etkiledi.
Çünkü bazen büyük cevaplar ararken basit ama derin gerçekleri unutuyoruz.
Babamla yaptığımız o kısa konuşma, uzun zamandır hissettiğim bazı karmaşaları sakinleştirdi. O gece odamda günlüğüme yine yazdım.
“Bugün bir cevabı daha kalbimde hissettim. İnsan sadece yaşamak için değil, anlamlı yaşamak için var.”
Yaratılış Amacını Anlamak Hayatımı Nasıl Değiştirdi?
Bu düşünceler hayatımda bir anda her şeyi değiştirmedi. Hâlâ zorlandığım günler oluyor. Hâlâ bazen endişeleniyorum. Hâlâ gelecekle ilgili korkular taşıyorum.
Ama artık içimde bir yön duygusu var.
Eskiden başarısız olduğumda kendimi tamamen değersiz hissederdim. Bir şey istediğim gibi gitmediğinde büyük bir boşluğa düşerdüm. Şimdi ise her olayın içinde bir ders aramaya çalışıyorum.
Çünkü insanın değeri sadece elde ettikleriyle belirlenmiyor.
Kur’an-ı Kerim’de insanın yaratılış amacı, Allah’a kulluk etmek ve O’nun verdiği sorumluluk bilinciyle yaşamaktır. Bu anlayış insanın hayatına bir denge getirir. Dünya için çalışırken ahireti unutmamayı, insanlara karşı merhametli olmayı, sahip olduklarının kıymetini bilmeyi öğretir.
Bunu anlamak benim için büyük bir dönüşüm oldu.
Daha önce hayatı bir yarış gibi görüyordum. Sürekli bir yerlere ulaşmam gerektiğini düşünüyordum. Şimdi ise hayatın sadece varılacak bir nokta değil, yürünecek bir yol olduğunu hissediyorum.
Kalbimde Kalan En Büyük Ders
Bugün geriye dönüp o kış akşamını düşündüğümde kendime teşekkür ediyorum. Çünkü o gece içimdeki boşluğu görmezden gelmek yerine onunla yüzleştim.
Bazen insanın hayatındaki en büyük değişimler, dışarıdan görünmeyen anlarda başlıyor.
Bir odada sessizce otururken, bir ayeti okurken, bir dua ederken veya kendi kalbine dürüstçe bakarken…
Ben o gece şunu öğrendim:
İnsan tesadüfen var edilmiş bir canlı değildir. Her nefesin, her günün, her karşılaşmanın bir anlamı vardır. Yaratılışımızın amacı sadece dünyadaki kısa yolculuğumuzu tamamlamak değil; kalbimizi güzelleştirmek, Rabbimizi tanımak, iyiliği çoğaltmak ve bize verilen emaneti en güzel şekilde taşımaktır.
Şimdi günlüklerimin ilk sayfasında küçük bir not var:
“Unutma, sen sadece yaşayan biri değilsin. Sana verilen hayatın anlamını arayan ve onu güzelleştirmekle sorumlu olan bir insansın.”
Bu cümle bana her gün yeniden umut veriyor.
Çünkü insan bazen yolunu kaybedebilir. Bazen yorulabilir. Bazen cevapları bulamadığını düşünebilir.
Ama kalbinde samimi bir arayış varsa, doğru yöne dönmek için her zaman yeni bir başlangıç vardır.
Hologic ekibi olarak “Kur’an-ı Kerim’de insanın yaratılış amacı nedir” konusunu sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyduk. Sağlıklı ve mutlu günler!